ve işte o an gelmiş,çatmıştı.
uçak biletim elimde havaalanında 4dönüyor idim.annemler çevremde arı gibi dolaşıyordu.
1bagaj hakkım varmış meğer.olsun.atıcak değilim ya.biraz para verince oluyor imiş.
aslında benim şansım londra'da terminal değiştirmek zorunda kalmamamdı.
daha hiç havalanmadan önce elifle karşılaştım.los angeles'a abisinin yanına gidiyormuş o da.sonra kaybettik birbirimizi.derken uçağa bindim.cam kenarındaydım.su içtim.uyudum.çağıl jetlag yaşamamam için öyle yapmam gerektiğini söylemişti.amsterdam semalarında uyandım.çişim gelmişti.bir süre uçağı gözlerimle kolaçan ettim tuvaleti bulabilmek için.buldum.yanımdaki tuhaf konuşan adamlardan izin isteyip kuyruğa doğru ilerledim.bir de ne göreyim.en arkada elif.meğer aynı uçakla aktarma yapıyormuşuz.sevindik yersiz.ama onun l.a. uçağına 5 saat varmış.benim 1 saatim vardı.bu sebeple takılıp birşeyler yiyemedik.
çişsırasında başka bir kızla tanıştım.adını anımsayamıyorum.tedirgindi.birlikte kapıy bulduk falan.öyle şeyler.
londra üzerinde birkaç daire çizdik.kuşbakışı heryeri bilebilmeyi çok istedim."hmm.burası şu.şurası bu."diyemedim içimden.çok üzüldüm.londra güzel.
kapımıza ulaşmayı denerken sırtçantamı tamamen boşalttılar.çok acımasızdılar.
kapıyı buldum.
irikıyım siyahi ve gözlerinden otorite fışkıran bir adam bana beni test eden birtakım sorular sordu.cevap verdim.yada verdiğimi sandım.sonunda toronto uçağına binmiştim.
uçak 2 saat geç kalktı.uyudum.uyandum uyudum.
yanımda bir alkolik bir de siyahi bir adam vardı.
çok eğlenceliydi.biri sürekli içki içiyor,diğeri ise türk olduğummu öğrenip şok geçiriyordu.
ama ilk uçağa bindiğim andan itibaren herkesin ingiliz aksanı beni benden almıştı.en çirkin adam bile gözümde bir süperkahraman gibiydi.
neticede yolculuk bitti.familyguy,cartoonnetwork falan izledim.
inince insanları takip ettim uzun bir süre.bir gişeler topluluğuna eriştik.herkes sıraya girdi.ellerinde kağıtlar vardı.
ben ise çok kimsesiz ve üzgündüm.kağıdım da yoktu.etrafa bakındım.formu buldum.fakat benimle olan bağlantısını kavrayamadım.gişelerde immigration gibi birşeyler yazıyordu.nihayet bir görevli buldum.isyan ettim.adam bana formu doldurmamı söyledi.bambaşka ve çok iyi kalpli bir inssan bana yardımcı oldu.ısrarla fransız olup olmadığımı sordu.ben de ısrarla değilim dedim.kağıdı verdim.gişeden geçtim.ilerledim.bavullarımı buldum.23+23 2 bavul ve 10kilo sırtçantasıyla yürümeye çalıştım.başardım.sonunda exit'i bulmuştum.ve ufukta çağılı gördüm.
sarıldık.öpüştük.gülüştük.
mutluson.