Haziran 18, 2010

Annemin Poğaçası.

bugün saat 1den beri yeme-içme yasağına tabiyim.tabiki bu benim için kesinlikle hiç tabii bir şey değil.bu ön bilgiyi verdikten sonra olanları anlatıyorum.
sabah 11de annemin
"kahvaltı hazır,haydi arkadaşlarını da uyandır yiyin artık.ancak 1 e kadar yersiniz siz."
deyişlerine hayran hayran uyandım.hemen neslişah gizem ve utkucanı uyandırıp masaya oturdum.heyecanım 1den sonra hiçbir şey yiyip içemeyecek olmamdandı.yedik.içtik.ardından birer törkişkafi.ve saat 1 oldu.ardından ben bilgisayar başında bir bilgi peşinde koşarken ve bundan dolayı çılgınca seyirmeler yaşarken,
o da ne?
çpat.
masaya konulan 1 borcam dolusu sıcacık poğaça.
anne yapımı.
sıcak.
nefis.
sıcak.
anne yapmış.
üzerinde çörekotu.
harikulade.
kokulu.

işte bu da nefis anne poğaçalarının temsili bir görüntüsü.

bundan 2 hafta önce de bir örneğini yaşadım.rejim yapma kararı aldığım ilk gün ev poğaçalara boğuldu.ama ben yemedim.

annem sınırlarımı daha ne kadar zorlayabilir?seviyorum onu.

Haziran 17, 2010

buna öylece gülebilirim.

az önce iki güvercin çılgınca klimanın üzerinde kendi eksenleri etrafında dönüyordu.gülmekten kendimi alamadım.kahkahalar attım.sonra durdum.tek başıma gülmek biraz tuhaf geldi.
itiraf ediyorum.güvercinler beni oldukça ürkütüyor.mesela güvercinlerin topluca ikamet ettiği meydanlardan geçmemeye özen gösteririm.sanırım içe dönük çiftsıra ince ve sivri dişleri olduğuna inandığım için.küçükken öyle bir rüya görmüştüm.
apartman boşluğunda tam bizim katın tekabül ettiği bir yerlerde bir güvercin yuva yapıp yumurtalarını bırakmıştı. biz de harikulade çocukluk arkadaşımla yumurtalara sert cisimler atarak kırma girişimlerinde bulunmuştuk.amaçsızdı.eğlenceliydi.okul öncesi eğitimin sindirilememiş hali.zararın eğlence haline inanan insan yavruları idik.
değilmişim ben.
sonra o rüyayı gördüm.güvercinler yukarıda tasvir ettiğim köpekbalığı ve müren kırması dişleriyle beni paramparça ediyorlardı.nasıl bir vicdan azabı.çok korkmuştum.
hala o güvercinin beni aradığını düşünüyorum.

işte o güvercin.ve benim gözümden güvercinlerin geneli.


resmenhayvanlarlayaşıyorum.com

Ruhi.

ilk geldiği günü hatırlıyorum da kafasının ağır gelmesi sebebiyetiyle doğrudüzgün yürüyemiyordu bile.kendimi gülmekten alamıyordum.ılgın getirmişti.avuç kadar bişey.göbeği de parazitten şişmiş.gözü de böyle mavi gibiydi ama sonra yeşile döndü.ona biraz üzülmedim değil çünkü çok salak bakıyordu.en çok o şehla bakışını seviyor idim.lakin pireler geldi sonra.ve bir daha asla gitmediler.belki binlerce kere veterinere götürdük,envai çeşit pire ilaçları,onlar,bunlar derken ruhi gitti pireleri kaldı.çok üzülüyorum.gece oldu mu çılgınlar gibi koşup dolabın üzerindeki herşeyi itinayla yere atışını.kolun kan alınan ve küçükken sahibi tarafından emilip morartılan kısmını geldiğinden beri anne memesi sanması ve emmeden asla uyumaması ne olacak peki?iğne gibi dişleriyle tam bir ölüm makinesi.keratin fazlası ömrümüzü törpüledi.daha çok canını yakabilmek için durduğu yerde ince hesaplar yapıp havada bir matkap misali dönerek ısırması es geçilemez.belki siz onu bu yüzden matkap corç olarak da bilebilirsiniz.yeri geldiğinde de çok hoşsohbet olurdu.ben ona
"ruhi,oğlum naber?"
derdim.o da bana
"miyav."
derdi.bakışır gülüşürdük.


beberuhi.
şimdi o sakarya'da.aşık.bunalımda.saksılara çişini yapıyor.suyun evlatlık kardeşi oldu.çok acı.

bir daha kedi sahibi olmayacağım.zira atlatamıyorum ayrılık travmasını.

bilemiyorsun ki.

ve bir blog açmalıyım dedim saat 5i birazcık geçerken.zaten bu sıcakta başka ne yapabilirdim ki.gelgelelim sahil yürüyüşü aktivitemde karşıma çıkan hamamböceğinin sureti aklımdan 1 saniye bile çıkmıyor.uykularım kaçtı.perişanım.öncesinde gördüğüm çekirgeden anlamalıydım başıma böyle bir felaket geleceğini.radyasyondan etkilenmeyen tek canlı olmaları yemezmiş gibi haneye tecavüz de yanlarına kalıyor.neyse ki, yaşa detan.