Ağustos 23, 2010

sinek.

inanılmaz.intihar girişiminde bulunuyorlar.
artık ruhları kararmış olmalı.kendini duvardan duvara vuruyor.resmen çirkin kanatlarıyla ölüme koşuyor.
peki ya bir sineği bu raddeye ne getirebilir?
Canada.evet oğru Canada getirir.
eğer ki sinek nüfusunun bu denli yoğun olduğu bir yeri bu denli temiz tutarsan dar gelir zavallı sineklere o diyar.yaşamak istemez.ruhu kararır.
halbuki herkes kapısının önüne bir avuç çöp dökse.tüm sinekler mutlu olur.
dişimi fırçalayarak ve sevgilimden fırça yiyerek yazdığım bu yazımda sinek haklarını savundum.
saygılar efendim.

Ağustos 16, 2010

wtf.

bugün erken kalktım.boğazımda kekremsi bir ağrı.
dün niagara'ya gittik.amerika'ya bu kadar yakın olmak çok komik.ilk kez canlı canlı gördüm.
casinoların olduğu yerleri görünce yurtdışına çıktığımı anlamıştım.
evet 10 gün sonra yeni anlamıştım.
niagara'nın oluşturduğu yeryüzübulutu insanı hasta ediyor.inanırmısın eğlence dolu alandan park yerine yürürken sırılsıklam olduk neredeyse.1 yıl yaşasam ölürüm.
şelaleyi kapatabildiklerini duyduğumda 5dakika kendime gelemedim.
ayrıca amerikalılara çok üzüldüm.çünkü kendi taraflarındaki şelaleyi görebilmek için.köprü falan yapmışlar.hiç manzaradan yararlanamıyorlar.
arabaya ilerlerken rakun gördüm ve yine bir 5dakika kendimi kaybettim.burada çok enteresan hayvanlar görbiliyorum sürekli.
sincap rakun.
kedi yok.ölücem.kedi yok.sadece 1 tane gördüm.o da şehir dışında ve vahşi.kendini sevdirmiyordu.çok üzücü.
korku evine de girdik.
"whatthefuck!" bağırışlarıyla maskeli adamlar tarafından kovalandık.
işin tuhaf yanı.bizle beraber onlar da bağırıyordu.
let mi givyu en egzempıl:

ata-- vatdıhelfakyu.
maskeliadam-- ĞIAAAARRR!!!
ata-- VATDIFAK MEN!VATDIFAK!
maskeliadam-- grrrr...vatdıfak hahah vatdıfaaaak.

gerisinde ise herkes birbirine vatdıfak demeye başladı.

kısacası niagara gezimzin en az bir 5+5=10dakikasında kendimde değildim.

Ağustos 09, 2010

uçak.

ve işte o an gelmiş,çatmıştı.
uçak biletim elimde havaalanında 4dönüyor idim.annemler çevremde arı gibi dolaşıyordu.
1bagaj hakkım varmış meğer.olsun.atıcak değilim ya.biraz para verince oluyor imiş.
aslında benim şansım londra'da terminal değiştirmek zorunda kalmamamdı.
daha hiç havalanmadan önce elifle karşılaştım.los angeles'a abisinin yanına gidiyormuş o da.sonra kaybettik birbirimizi.derken uçağa bindim.cam kenarındaydım.su içtim.uyudum.çağıl jetlag yaşamamam için öyle yapmam gerektiğini söylemişti.amsterdam semalarında uyandım.çişim gelmişti.bir süre uçağı gözlerimle kolaçan ettim tuvaleti bulabilmek için.buldum.yanımdaki tuhaf konuşan adamlardan izin isteyip kuyruğa doğru ilerledim.bir de ne göreyim.en arkada elif.meğer aynı uçakla aktarma yapıyormuşuz.sevindik yersiz.ama onun l.a. uçağına 5 saat varmış.benim 1 saatim vardı.bu sebeple takılıp birşeyler yiyemedik.
çişsırasında başka bir kızla tanıştım.adını anımsayamıyorum.tedirgindi.birlikte kapıy bulduk falan.öyle şeyler.
londra üzerinde birkaç daire çizdik.kuşbakışı heryeri bilebilmeyi çok istedim."hmm.burası şu.şurası bu."diyemedim içimden.çok üzüldüm.londra güzel.
kapımıza ulaşmayı denerken sırtçantamı tamamen boşalttılar.çok acımasızdılar.
kapıyı buldum.
irikıyım siyahi ve gözlerinden otorite fışkıran bir adam bana beni test eden birtakım sorular sordu.cevap verdim.yada verdiğimi sandım.sonunda toronto uçağına binmiştim.
uçak 2 saat geç kalktı.uyudum.uyandum uyudum.
yanımda bir alkolik bir de siyahi bir adam vardı.
çok eğlenceliydi.biri sürekli içki içiyor,diğeri ise türk olduğummu öğrenip şok geçiriyordu.
ama ilk uçağa bindiğim andan itibaren herkesin ingiliz aksanı beni benden almıştı.en çirkin adam bile gözümde bir süperkahraman gibiydi.
neticede yolculuk bitti.familyguy,cartoonnetwork falan izledim.
inince insanları takip ettim uzun bir süre.bir gişeler topluluğuna eriştik.herkes sıraya girdi.ellerinde kağıtlar vardı.
ben ise çok kimsesiz ve üzgündüm.kağıdım da yoktu.etrafa bakındım.formu buldum.fakat benimle olan bağlantısını kavrayamadım.gişelerde immigration gibi birşeyler yazıyordu.nihayet bir görevli buldum.isyan ettim.adam bana formu doldurmamı söyledi.bambaşka ve çok iyi kalpli bir inssan bana yardımcı oldu.ısrarla fransız olup olmadığımı sordu.ben de ısrarla değilim dedim.kağıdı verdim.gişeden geçtim.ilerledim.bavullarımı buldum.23+23 2 bavul ve 10kilo sırtçantasıyla yürümeye çalıştım.başardım.sonunda exit'i bulmuştum.ve ufukta çağılı gördüm.
sarıldık.öpüştük.gülüştük.
mutluson.