geçtiğimiz yaz sevdiceğimle ege kıyılarından güneye doğru inmeye karar verdik.birçok yer gezdik gördük.ama benim en çok vakit ayırmak istediğim yer içten içe ölüdeniz idi.ölüdeniz hayallerimi süsleyen tatil beldesi.
en nihayetinde fethiye'ye ulaştık.arabanın içinde sıcaktan beynim de erimiş olsa gerek ki,ölüdeniz ve fethiye'nin farklı yerler olabileceğini idrak edemedim.benim onca "ölüdenizölüdenizölüdeniz."haykırışlarımdan ötürü zavallı sevdiceğim memnuniyetsiz ve soran gözlerle bana baktı.ben ise son derece kararlı bir şekilde oranın ölüdeniz olduğunu iddia ediyordum.uğradığım hayalkırıklığını bastırmaya çalışırcasına "bence çok güzel burası ne kadar da harika bir yer.burada yaşanır bile.bak ne şirin tekne var orda."gibi repliklerle hem kendimi hem de çağıl'ı ikna etmeye çalışıyordum.sonuçta ben tutturdum.
ve sonra her şey bir anda değişti.dünyadaki en sevdiğim terliğim koptu.fethiye çarşısında bir ayağım çıplak rahat terlik aradım.sonra nike iyidir diye düşünüp terliğime en benzeyen terliği aldık.sonra daha arabaya ulaşmadan ayağım terliğe reaksiyon gösterdi.çaresizce dolaştık.
birbirimizden nefret ettik.
arabadan nefret ettik.
güneşten nefret ettik.
terlikten nefret ettik.
tatilden nefret ettik.
güneşkreminden nefret ettik.
terlemekten nefret ettik.
karnımız acıktı ve burgerking'e girdik.en sevdiğim ve gerçekten çok sağlam duygularla bağlı olduğum crispy chicken menünün uygulamadan kaldırıldığını öğrendik.
son olarak burgerking'ten nefret ettik.
karnımız doyunca aklımız da çalışmış olacak ki birisine sorduk "ölüdeniz nerede?"diye umutsuzca.biraz ileride zaten tabela da varmış.gittik.2gün kaldık.yamaç paraşütü yapmadık.çok üzülüyorum.bu arada yolda fethiye ye ilk geldiğimizdeki içseslerimizi dışavurduk.gülüştük.öpüştük.
en nihayetinde fethiye'ye ulaştık.arabanın içinde sıcaktan beynim de erimiş olsa gerek ki,ölüdeniz ve fethiye'nin farklı yerler olabileceğini idrak edemedim.benim onca "ölüdenizölüdenizölüdeniz."haykırışlarımdan ötürü zavallı sevdiceğim memnuniyetsiz ve soran gözlerle bana baktı.ben ise son derece kararlı bir şekilde oranın ölüdeniz olduğunu iddia ediyordum.uğradığım hayalkırıklığını bastırmaya çalışırcasına "bence çok güzel burası ne kadar da harika bir yer.burada yaşanır bile.bak ne şirin tekne var orda."gibi repliklerle hem kendimi hem de çağıl'ı ikna etmeye çalışıyordum.sonuçta ben tutturdum.
ve sonra her şey bir anda değişti.dünyadaki en sevdiğim terliğim koptu.fethiye çarşısında bir ayağım çıplak rahat terlik aradım.sonra nike iyidir diye düşünüp terliğime en benzeyen terliği aldık.sonra daha arabaya ulaşmadan ayağım terliğe reaksiyon gösterdi.çaresizce dolaştık.
birbirimizden nefret ettik.
arabadan nefret ettik.
güneşten nefret ettik.
terlikten nefret ettik.
tatilden nefret ettik.
güneşkreminden nefret ettik.
terlemekten nefret ettik.
karnımız acıktı ve burgerking'e girdik.en sevdiğim ve gerçekten çok sağlam duygularla bağlı olduğum crispy chicken menünün uygulamadan kaldırıldığını öğrendik.
son olarak burgerking'ten nefret ettik.
karnımız doyunca aklımız da çalışmış olacak ki birisine sorduk "ölüdeniz nerede?"diye umutsuzca.biraz ileride zaten tabela da varmış.gittik.2gün kaldık.yamaç paraşütü yapmadık.çok üzülüyorum.bu arada yolda fethiye ye ilk geldiğimizdeki içseslerimizi dışavurduk.gülüştük.öpüştük.
mutlu son.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder